| FURKAN DERGİSİ |
Furkan MeclisindenFurkan Meclisinden..
Sevgili Furkan okuyucuları, bir seçim öncesi yeni sayımızla tekrar beraberiz. 22 Temmuz 2007 seçimlerinin ifade ettiği mânâ, belki de bugüne dek yaşanmış bütün seçimlerin en mânâlısı olacak. Neden mi? Çünkü bu seçimler, İslâmî iktidar görünümü altında bütün mukaddeslerle birlikte her şeyi riske atmaya hazırlanan bir partinin ikinci ve en tehlikeli hamlesini temsil ediyor. Müslümanların oylarıyla iktidar olup muktedir olmayı başaramayan ABD güdümlü bu parti, Tayyip Erdoğan’ın şahsında birinci dönemini fiyaskolarla kapatmış, Müslümanlara verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmemiş olarak ikinci hamleye hazırlanıyor ki, dış destekler sayesinde başarılı olacak gibi görünüyor. İkinci hamlenin getireceği zararların telâfisi mümkün olmayacağından, insanımızın dikkatli olması zarurettir. Bu ikinci dönem sonunda nasıl olsa AKP ve Tayyip Erdoğan olmayacağından hesap sorma ihtimalide olmayacak, sadece hayıflanmakla kalacaksınız. Bu oyunlar bu memlekette seksen senedir aynı şekilde oynanıyor ama bugün oyunun fevkâlade riskli olduğu bölgeye girmiş bulunmaktayız. Hiçbir şeyi şansa bırakma lüksümüz kalmamış. “Başka alternatif mi var” diyerek kendimizi aldatmamalıyız. Alternatif Kur’an ve Sünnettir ve de ona nisbeti Ehl-i Sünnet çizgisinde tam olan “İslama Muhatap Anlayış”ın ifadesi olan “Vasıta Sistem”dir. Dergimizin sayfalarında cevaplarını bulacağınız bu tekliflerin mahiyetini özümseyerek gerçek “oluş yolu”na girmediğimiz takdirde her seferinde sandıkta bizi kandıracak birileriyle mecburen muhatap olacağız. Köylü kurnazlığı içinde hesap yapanlara aldanmayın. “Aman oyunuz boşa gitmesin, vebal gerektirir” diyenlere aldırmayın, sistemin oyununa binbirinci defa gelmeyin. Kur’an ve Sünnet zâviyesinden kurallar bellidir, o kurallara uymak şartıyla teferruatı istismar etmek mümkünken, çirkin politikanın teferruatında boğulup İslâmî hassasiyetlerimizi zedelememize gerek yoktur. Bu âdi politikalar biz Müslümanları “asıl”dan koparıp teferruatın çöplüğüne atmıştır, artık çöplükten kurtulmanın zamanıdır. Mü’min bir sefer kandırılır, ikincisinde tecelli eden ahmaklıktır vesselâm. Gelecek sayıda buluşmak umuduyla Allah’a emanet olun.
23:06 - 16/7/2007 - yorum {yok} - yorum yazFurkan Meclisinden
Furkan Meclisi'nden
Sevgili Furkan okuyucuları, zamanın nasıl hızlandığının farkında mısınız?.. Hadiseler nasıl da hızlı cereyan ediyor. Yetişmek mümkün değil. Akşamdan sabaha olmadık şaşırtıcı işler cereyan ediyor. Adeta insanlığın başı dönmüş durumda. Bu sayıda “Furkan Meclisi”nden sizlere iki alıntıyla seslenmek istiyoruz. İçinde bulunduğumuz ahvalin veciz ifadelerle tarifini yapan ve kurtuluşun kısaca adresini veren bu satırlar Cahit Tanyol’un Yeni Şafak Gazetesi’nin Pazar ekindeki röportajından: “─ Siz neyi öngörüyorsunuz? ─ Çürüyen eski devleti kurtarmak yerine kendi tarihimizin diyalektik akışını izleyerek yeni bir devlet kurmak çabası olmalıdır. Bilmek, tarihimizin diyalektik akışını bilimsel bir yöntem açısından eleştirmektir. Bugün karşımızdaki ve içimizdeki düşman, Moğol saldırısında olduğu gibi, görünen bir tehlike olmaktan çok ruhları sömürge idarelerine yatkın bir kadro yetiştirmek amacını güdüyor. (...) ─ Bu örgütlenme de iki temel kuvvete dikkat çekiyorsunuz; şeriat ve tarikat... ─ Evet, bu iki kuvvet tarihi bir olayı destanlaştırmıştır. Çünkü şeriat düzenin, tarikat ahlâk ve idealizmin kaynağıydı... Fatih’in döneminde takva ehlinin ulu kişisi Akşemseddin, fetva ehlinin ulu kişisi ise Molla Güranî idi. Biri şeriatı, biri tarikatı temsil ederdi. Biri ahlâk, diğeri hukuktu. Fetihte, Akşemseddin’in kişiliği önemli bir rol oynar. Bu yüzden tarih mânevî fatih ilân etmiştir onu. O bir inanç, bir yaşantı ve bir devlet bilincidir. Eylemde düşünceyi temsil eder. Tarikatta ise “Adaleti hakça bölüşmek” vardır. Tarikat uluları bunu kendi kişiliklerinde gerçekleştirmiş, halkın devlet ülküsünde “Hükümdar ile velî” eşit ve aynı demekti. Bunu dünya tarihinde kaç zaferde görebilirsiniz ki?” Evet... Bu, dünya tarihinde hiçbir zaferde görülmemiştir, görülmesi de mümkün değildir. Bugün, yeniden böyle bir zaferin cümle kapısına geldiğimizi ve adımımızı içeri atmamızın ân meselesi olduğunu görmeyenlere veyl olsun. Mademki Allah Celle Celâlühü nurunu tamamlayacak, bizlere de buna îman etmiş olarak, amelî planda muhteşem bir hurûc’un manivelasını kurmak düşer... Bunun peşinde olmalıyız, bunun gayretinde olmalısınız. Gayretinizin zâyi olmaması dileği ile. Gelecek sayıda buluşmak umuduyla Allah’a emanet olunuz.
22:24 - 3/7/2007 - yorum {yok} - yorum yazFurkan Meclisinden Sevgili Furkan okuyucuları elinizdeki bu sayı ile birlikte bir seneyi doldurmuş bulunuyoruz. Bu zaman zarfında yaptıklarımızı ve yaşadıklarımızı Necati Aydoğdu “Bir Yılın Muhasebesi” isimli makâlesinde kısaca özetledi… Meselenin gerçek mahiyetiyle alakalı teferruata girmedik zîra; feraset erbabına sözün azı da bir çoğu da… Yayın organının gerçek yüzü tesir alanıyla görülür. Yeni Furkan bu mânâda kendini göstermiş ve bir kısım odakları fena hâlde tedirgin etmiştir. Tedirgin olan odaklar menfi propagandaya geçmiş, okuyucumuza gözdağı vermenin hesabına girmişlerdir. Çok şükür ki, istisna sayılabilecek birkaç kişinin dışında okuyucumuz fire vermemiş, aksine propagandaya propaganda ile karşılık vererek abone kampanyasına girişmiştir. Furkan okuyucusunun bu dik duruşundan çıkan mesaj gerekli yerlere gerektiği şekilde ulaşmıştır. Bundan böyle, yayın hayatımıza daha bir şevkle devam edeceğiz… İnşallah. Sevgili Furkan okuyucuları, artık her şey aşikâr bir şekilde görülüyor. Sis perdeleri kalkmış, ortada gizlenecek bir şey kalmamıştır. Ortadoğu da kan oluk oluk akmaya devam ediyor… bu kan deryasından bu ülkenin etkilenmemesi mümkün değil. Bu sebeple herkes bu konuda düşünmeli, gafil avlanmamak için ciddi hazırlıklar içinde olmalıdır… yangın bana ulaşmaz diyenler Avrupa’nın göbeğindeki Bosna’yı hatırlasın. Onlarda bir zamanlar öyle düşünüyorlardı… Ateş bacayı sardıktan sonra uyanan Bosnalı maalesef çok büyük felâketlerin kucağına düştü. Aynı gafleti burada göstermek mümin ferasetine yakışmaz. ABD Türkiye’de Kemalizmin tasfiyesine karar vermiş durumda. Boşluğu Ilımlı İslâm uydurmasyonluğu ile doldurmaya niyetli; sömürüyü devam ettirebilmek için buna muhtaç. Ama bir korku var; ya Şer’i mübîni tavizsiz isteyenler aradan sıyrılırsa?.. Korku bu. Bu sebeple oyunları oynarken hem dikkatli, hem de korku içindeler. Irak felaketleri oldu. Yeni cepheler pek işlerine gelmez ama yaralı domuzun akıllı hesap yapması da pek mümkün görünmüyor. Bu sebeple her an her şey olabilir. Gafil avlanmayalım. Bir senelik yayın hayatımız fevkalâde bereketli geçti, tesirimiz Ehlullah’ın himmetiyle artarak devam etti. İçten ve dıştan davranışta bulunan münafık ve kâfir taifesine karşı dik duruşumuzu asla bozmadık, bozmayacağız. Hep beraber inşallah hedefe ulaşacağız. Gerektiği yerde gerekeni yapın ve dualarınızla bizleri destekleyin. Sonucu tayin edici olan Âlemlerin Rabbidir. 16:31 - 15/2/2007 - yorum {yok} - yorum yazFurkan Meclisinden
… 00:10 - 15/1/2007Furkan Meclisinden
Sevgili Furkan okuyucuları, Hadiselerin hızlı akışı içinde görüyoruz ki, beklenen ve özlenen günler yakınlaşıyor. Bundan böyle hiçbir şey İslâm’ın aleyhine olmayacak inşallah. Görülüyor ki, en küçük çabalar bile şayet samimiyet yüklü ise muazzam sonuçlar veriyor, müthiş bereketli oluyor. Bir önceki sayımız da, bir hayli ses getirdi. Müsbet tenkitlerin yanında menfî hadiselerle de karşılaştık tabiî. Fakat bu menfiliğin mahiyeti çok farklı oldu. Arı kovanına soktuğumuz çomak öylesine etki alanı meydana getirdi ki, sistem güçleri bile harekete geçtiler. Kim nasıl hareketlenirse hareketlensin “kanun yoluyla zuhur”umuzu engellemeleri mümkün değil. Zira çökmüş sistemin kendini yenilemek konusundaki motivasyonu sıfır. Bu sebeptendir ki, kurumlar arası kapışmalar, gruplar arası hırlaşmalar gittikçe artıyor ve her geçen gün kaos büyüyor. Bu kaostan mutlaka bir düzen çıkacak. Allah’ın nurunu tamamlayacağı günlerin işareti olan bu kaos dünyanın her köşesinde yaşanıyor. Ve; Dünya hızla bir değişim yaşıyor. Kıyamet alâmetlerinin tecellisi nihaî zaferin gelişini müjdeliyor. Müslümanım diyenler gerekli dik duruşu kendilerine yakışır biçimde ve ferasetle uygulayabilirlerse hedefe hızla yaklaşacaklardır. Hadiselerin bu seyri birilerini de telaşlandırdı anlaşılan. Umumi mânâda uygulanan çember dünyanın her köşesinde kırılıyor elhamdülillah. Hususî mânâdaki çember de, hadiselerin gidişatından endişelenenlerin korkularını izhar ediyor oluşu bakımından mühim. Bu topraklar dönme üç bin ailenin inisiyatifinde Batılı emperyalistlere peşkeş çekile çekile denizin bittiği son noktaya geldi. Bundan ötesi, sömürgecilerin sukûtu hayâle uğrayacakları günleri müjdeler mahiyette. Bu sebeple herkesi göreve çağırıyoruz. İşgal edilmiş bu topraklarda sinsi sömürüye son vermek için keyfi hayattan vazgeçelim. Gecemiz ve gündüzümüz kurtuluş reçetesi üzerinde uğraşmakla geçsin. Ve; arada fitnebazlık yapan dalgakıranları ferasetinizle saf dışı bırakın. Bunun yolu hedefinize kilitlenerek, cesaretle, eğilmeden bükülmeden yürümektir. Kısacık dünya hayatın da küçük hesaplara girmeyin. Girenleri uyarın. Nefsin üç kuruşluk zevkine tamah etmeyin. Hakiki zevk âhirettedir. Burada zevk, ancak nefsin kuduz isteklerine ve küfrün hilelerine karşı teyakkuz halinde olmaktadır. Bunun zevkini çıkarmaya bakın. Ama bilin ki sıkıntılarda bu zevklere dahildir. Mesele, çevremizdeki münafık taifesine hiçbir şekilde paçamızı kaptırmamaktır, korkmamaktır, kanunî haklarımızı sonuna kadar aramaktır... Bunları yapabilmek için “İslâm’a Muhatap Anlayış”tan hareketle bir stratejiye, bu stratejiden hareketle de taktik meselelere sarkmaktır. Ki, bu bizi sosyal hadiselerin tahlilinde doğru bir noktaya taşır. DİKKAT: Bayram Ali Öztürk Hocamız’ın şehid edilmesinin ardından servis elemanlarının ikinci aşama için hareketlendiklerini kamuoyuna duyuyoruz. Servislerin oyunlarını Allah’ın izniyle sukûnet içinde bozacağız. Allah’tan korkan, kimseden korkmaz. Kâfir ve Münafık taifesi’nin göçmesi yakındır. “Dik durun karşınızda leşler var!” DİKKAT: Hocamız’ın Şehadetinden sonra cemaate yönelik yıpratma ameliyesi içindeki elemanlar görev bölümü yaparak fitneyi köpürtmeye çalışıyorlar. Çevrenizdeki fitne fucur taifesinin uzantılarına karşı dikkatli olun. DİKKAT: Bir sene önce İsmailağa cemaatinin önemli bir kişisini kim ne için tehdit etti? DİKKAT: Cemaatin isim yapmış kişilerine karşı tuzaklar hazırlanıyor. Cemaati yıpratmak ve dağıtmak niyetinde olanlar iş başında! DİKKAT: Deprem??? 23:28 - 15/12/2006Furkan Meclisinden
Sevgili Furkan okuyucuları, yeni bir sayıyla yeniden beraberiz. Bir önceki sayımız mâlum olduğu üzere Bayram Hocamız’ın şehadeti vesilesiyle iki sayı bir arada çıktı. Dergimizin Eylül sayısı çıkmak üzere iken Bayram Hocamız’ın şehadet haberi geldi, baskıyı durdurup olayı detaylarıyla aktarabilmek için iki sayıyı bir arada çıkarmamızın çok isabetli olduğunu da müşahade ettik. Okuyucularımız dergimize hararetli teveccühü dergimizin bir anda bitmesine sebep oldu. Bu vesileyle Furkan dergisi olarak Furkan okuyucularına teşekkür ediyor, dünya ve âhiretlerinin mâmuriyeti için duacı olduğumuzu bildiriyoruz. Her geçen gün kemikleşen bir yapıya doğru yürüyor Furkan dergisi. İçten ve dıştan açık veya münafıkça saldırılar karşısında hamdolsun zerre kadar sarsılmadık. Hatta şiddetli saldırı ve darbelerin bünyemizdeki mukavemet gücümüzü artırdığına şahit olduk. Hâl ve şerait ne olursa olsun yolumuzdan zerre taviz vermeyeceğimizi gören hâin ve ahmaklar, neredeyse cinnet sınırına geldiler; hâin garazkarlıklarının fayda vermediğini gören bu ahmak ve münafık tâifesi inanın şu an şaşkın durumda. Şaşkınlıklarının sebebi şu: “Biz”, diyorlar “sistem güçlerini harekete geçirdik olmadı”, “kâfir ve münafık tâifesiyle işbirliği yaptık olmadı”, “her türlü iftiraya yöneldik olmadı.” “Furkan yürüyüşünü bir türlü durduramıyoruz”, diye hayıflanıyorlar. Biz de onlara şöyle diyoruz; münafıklık insanı hem dünyada, hem de âhirette rezil rüsvay eder, gelin bu huyunuzdan vazgeçin, küfre karşı taarruzumuzu beraber gerçekleştirelim. Böyle yaparsanız anlınız ak, başınız dik olur. Haysiyet ve şerefiniz kurtulur. Düşmana kuyruk sallamak acıların en acısı, sefillik ve şahsiyetsizliğin esfel-i safilini’dir. Şimdilik rahvan gidiyoruz. Buna rağmen kâfir ve münafık taifesinin hile ve düzenbazlıkları yürüyüşümüzü etkileyemedi, engelleyemedi. Bir de hızımızı artırırsak kimbilir bu münafık taifesinin hali nice olur? Biriktirdiğimiz malzemeler bir gün bu münafık tâifesinin fâş edilmesi için kullanıldığında inanın kaçacak delik bulamayacaklar. Halihazırda çok yakın çevremizin bile bilmediği şeyleri bir gün kullanmak mecburiyetinde kalmayız inşallah. Kimsenin canı yansın istemeyiz, bu sebeple tekrar uyarıyoruz; arkamızdan kuyumuzu kazmaya çalışan münafıklar, pişman olacağınız işlere bulaşmayın ki, sonra canınız yanmasın. İş işten geçtikten sonra pişmanlık fayda vermez. Sevgili Furkan okuyucuları, çevrenizde bulunan bu zihniyetteki kişi ve grupları uyarın. Onları Allah ve Resul adına münafıklıktan vazgeçmeye veya münafıklardan etkilenmemeye davet edin. Onlara bildirin ki, artık vadeler dolmuştur ve İslâm’ın hakimiyetini engelleyecek güçler Allah’ın izniyle göçmüştür. Ümmet üzerindeki korku hakimiyetlerini sürdürdüklerini teyit etmeye çalışan başta ABD, Batı ve yardakçıları artık miadlarını doldurmuşlardır. Allah’ın nurunu tamamlayacağına dair itikadları tam olan müminler, karşılaştığınız herkese İlâhî emirleri usûlünce ama aşkla heyecanla anlatın ve hararetle ilân edin; “DİK DURUN KARŞINIZDA LEŞLER VAR”... deyin. Ve, şu Hadis-i Nebevi’yi hatırlatın: (─İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma)der ki: Bedir savaşı henüz başlamadan Peygamber Sallallahû Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: «Üzerinde savaş techizatı bulunan ve atının başını (dizginini) tutmakta olan zat.» MÜTERCİM: «Evet, eğer siz sabreden ve peygambere itaatsizlikten sakınırsanız, o düşmanlar da üzerinize gelecek olursa, Rabbiniz size formalı beşbin melekle yardım edecektir. (Âli İmran /125) meâlindeki âyeti kerîmeden de anlaşılacağı üzere Hazret-i Cibril, süvari olarak beş bin melekle Bedir savaşına katılmış ve müslümanlara yardım etmiştir.) Zübdetül Buhari, sf. 489 Allah’a inanıyor, Resûlüne itaat ettiğimizi iddia ediyorsak, düşmanın kuvvetli olduğu haberi geldiğinde ancak imanımız artar; artmalı... Müslüman budur, İslâm’a teslim olması böyledir. Sevgili Furkan okuyucuları, “LAİLAHE İLLELLAH” zikriyle kalbinizi kavileştirerek yolumuza devam edelim. “Allah var problem yok”... Allah- u Ekber. 23:22 - 15/11/2006
|
Tanım Denizler Durulmaz Dalgalanmadan Ana Sayfa Arşiv Linkler Kategoriler
- 35. Sayımız Çıktı! - İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ DERGİMİZE KONUŞTU - Başyücelik Devleti Adlı Eserin İngilizcesi Çıktı! - OBAMA-NAPOLYON-SÖMÜRÜ - CÜBBELİ AHMET HOCA’YA BİR SORU |